Yeşim İle
Hüsnü Bey, Sezer Odabaşıoğlu,
Resimleyen:Belirtilmemiş, Yayıncı:
Sezer Odabaşıoğlu
Okuma Yaşı: 6+7+
“Eğitici Öyküleré Dizisi”nin bu üçüncü
kitabında,apartmanlarına taşınan komşuları Hüsnü
Bey’e yardım eden Yeşim, yeni komşularının
“Çevreci Hüsnü Bey” olarak tanındığını öğrenir.
Yeşim de, Hüsnü Bey gibi çevre temizliğine karşı
bilinçli davranmaya karar verir. Bu kitap
okurlara, çevre temizliği ve komşuluk ilişkileri
hakkında eğitsel bilgiler veriyor. Kitap bir
yayınevinden yayımlanmamış olduğundan, kitaba
ulaşmak isteyenler için bir telefon numarası
veriyorum.
Aytül Akal
Yazar, Şair
Cumhuriyet Kitap Eki
Bir
Kitap İstiyorum, Eğitici Öyküler
Sezer
Odabaşıoğlu, okuldan seslenişi
noktalayıp “emekli” olduktan sonra da
çocuklarımızın elinden tutmayı
sürdürüyor. Mizah, çocuk öyküleri, çocuk
romanları, derleme yapıtlar ve karikatür
derken bu kez kapımızı “Eğitici Öyküler
Dizisi” ile çalıyor. Odabaşıoğlu’nun
sevimli kahramanı Yeşim, “çevreyi,
sokaklarımızı taşıyor okurlarımza ve
depreme getiriyor sözü. O hiçbirimize
yakışmayan, altından kalkamadığımız acı
yeniden yaşanmasın diye… Yeşim, dört
şirin güldesteyle çıkageldi.
Kitapçılarda. (Kendi Yayını, İzmir)
Bekir Yurdakul
Yazar, Şair
Gazete Ege, Kültür Sanat Sayfası
Bir
Avuç Tekerleme, Sezer Odabaşıoğlu,
Esin Yayınevi,
Okuma yaşı:7+
Sayışma tekerlemeleri, bağımsız
tekerlemeler ve oyun içi
tekerlemelerinin üç ayrı bölümde yer
aldığı bir kaynak kitap… Çocukların
mahalle araları ve köy meydanlarındaki
oyunlarında tekrarladıkları sayışmaların
unutulanları unutulmayanları,
tekerlemelerin zorları, kolayları, hep
bu kitapta. Kitapta, tekerlemelerin
birçoğunun günümüzde pek kullanılmadığı,
yazıya da dökülmediklerinden kaybolmuş
olduğu vurgulanıyor. Bir kitap haline
dönüştürülmesindeki kaygı da,
tekerlemeleri yaşatmak, unutulmamalarını
sağlamak için…
Aytül Akal, Yazar, Şair
Cumhuriyet Kitap Eki
Bir
Avuç Tekerleme/ Sezer Yayınları/ s.144/
7+
Dilin
matematiğini geliştiren, dilin gülmece
ve eleştirel boyutunu da tanıtan bir tür
olan tekerlemeler, aynı zamanda
çocuklara ritm duygusu ve konuşma
kolaylığı da sağlar.
Tekerlemeler,çocuklara hoşça vakit
geçirtmek, dil becerisi sergilemek ve
dil sınırlarını genişletmenin iyi bir
yoludur. Bir Avuç Tekerleme, Sayışma
Tekerlemeleri, Bağımsız
Tekerlemeler,Sayı Tekerlemeleri, Masal
Tekerlemeleri, Oyun İçi Tekerlemeleri
olarak beş bölümden oluşmuş. İşte
yazarın tekerlemelerinden biri: Teker
teker tekerleme/ Hani bize şekerleme/
Şekerlemeden vazgeçtik/ Tekerlemeyle
işveleştik.
Nilay Yılmaz
Yazar
Cumhuriyet Gazetesi, Kitap Eki
Bir
Kitap İstiyorum, “Çuval Kütüğü”
Köyü
konu alan öyküler, çocuk kitapları her
zaman ilgi görecek gibi. Belki doğayla
iç içe olmakla ilgili bu, belki de
yaşamın kuruluşu, kazanılışıyla. Kent
insanının gerilim içinde kıvranması mı
yoksa neden. Her neyse, beni sonuç
ilgilendiriyor. Sezer Odabaşıoğlu, köy
çocuklarının yaşamından,
direngenliğinden, kentte pek alışık
olmadığımız insan ilişkilerinden bir
kesit sunuyor. Hele bir sözün ardında
duruş var ki, ayaküstü yalancılığa,
ikiyüzlülüğe karşı duruşu bile okumanız
için yeter. Üstelik sıcacık bir dille
sürüp gidiyor öykü… (TC Kültür
Bakanlığı, Ankara)
Bekir
Yurdakul, Yazar,
Gazete Ege, Sanat Sayfası
Sezer Odabaşıoğlu, Çuval Kütüğü
T.C. Kültür Bakanlığı
Okuma Yaşı:10+
“Selim,
yedi sekiz yaşlarında bir köy çocuğudur.
Kurban Bayramı’ndan iki gün önce,
kendisinden yaşça büyük olan arkadaşları
Şükrü, Cafer ve Arif’in konuşmalarını
duyar. Çocuklar, ‘çuval kütüğü’
toplamaya gidecektir. Selim de onlarla
gitmek ister, ancak gece ormana gitmek
için henüz çok küçüktür, bu yüzden diğer
çocuklar onu yanlarına almak istemez.
Ama Selim’in çocukça yalvarmaları işe
yarar, sonunda onu da götürmeye razı
olurlar. Çocukların aramak için can
attığı, bunun için gece ormanda yol
almaya bile razı olduğu “çuval kütüğü”
de nedir? Konu, hiç kuşkusuz okurda
büyük bir merak uyandırıyor.
Kitap bizi yalnızca Selim ve
arkadaşlarıyla değil, aileleriyle ve
yolda karşılaştıkları kara çadır ve
Yörük çadırında yaşayanlarla
tanıştırıyor. Kitaptaki konuşmalar köy
ağzıyla yazılmasına rağmen, şehirde
yaşayanların bile tek kelimesini
kaçırmadan okuyup anlayacakları başarılı
anlatımıyla herkese sesleniyor. Kitapta
özellikle, çocukların duygularını yalın
ve içten bir anlatımla yansıtan
bölümler, okurda sıcacık duygular
bırakıyor. Kısacası, dili, kurgusu ve
anlatımıyla güzel bir kitap.”
Aytül AKAL
Yazar-Şair
(Cumhuriyet Gazetesi-Kitap Eki)
“Çuval Kütüğü’nün baş kahramanı kırsal
kesim çocuğu Selim. Şehir çocuklarının
tanımadığı köy yaşantısının bir kesiti,
insancıl ve toplumsal değerler eşliğinde
çocuklara sunulmuş bu kitapta.
Nuran TURAN
Yazar
(Dünya Gazetesi- Kitap Eki) 5.11.1999
“... Yılların köy ve kasaba birimi,
kentte ağaca durmuştu. Sezer Odabaşıoğlu,
birikimini kağıda döküyordu. Benim de,
İzmir’de olduğum günlerde sık sık
buluşur ve bireysel sorunlarımızla
birlikte, sanat edebiyat konularını da
paylaşırdık. Bu tür paylaşımların
çıkarsızlığı hep güzellikler
getirmiştir, inanırım. Bu inancımı bugün
de korumaktayım. “Çuval Kütüğü” adlı
çocuk romanı da böyle bir buluşmamızın
sonunda, büyüdü ve serpildi. Kültür
bakanlığı yayınlarınca yayınlanan bu
roman, özgün yanıyla beni etkileyen bir
çalışma olmuştur. Benim küçücük bir
önerimi, önsözünde kadirbilirlik olarak
belirtmesi de, Odabaşıoğlu’nun sanatçı
kimliğine ilişkin önemli bir ipucudur,
bana göre.
... Çok yönlü bir sanatçı olan Sezer
Odabaşıoğlu’nun dergilerde kalan onlarca
şiiri olduğunu biliyorum. Günün birinde
bunlar da kitaplaşır ve çok yönüne bir
yön daha eklenir.
01.07.1948 doğumlu olan yazar, şair,
karikatürcü Sezer Odabaşıoğlu’nun bu
genç yaşına bunca çalışmayı sığdırması
da, onun sanatı yoğun yaşayan ve bu
yoğunluğu üretime aktaran bir kimliğe
sahip olmasındandır.”
Hasan Hüseyin YALVAÇ
Şair, Yazar
(Kitap Rehberi)
“Yazarın ilk ve tek romanı olan Çuval
Kütüğü her okurun bir solukta
okuyabileceği bir eserdir. Çocuk
edebiyatına kazandırılmış önemli bir
yapıttır. Yalnızca çocuklara değil,
yetişkinlere de mesaj vermekte olan
Çuval Kütüğü didaktiktir. Eserde teşvik
edici, okuyanı günümüzdeki değerleri ve
davranışları düşündürmeye sevk eden bir
bakış açısı vardır. Anlatım formu,
birinci tekil şahıs ağzındandır. Kırsal
kesim çocuklarının yaşantılarından bir
anı sunan romanda, verilen sözlerin
mutlaka yerine getirilmesi gerektiği ve
bu davranış güzelliğinin yine güzel bir
davranışla karşılık bulacağı mesajı
verilmektedir.
... Odabaşıoğlu, romanında yaşayan dile
bağlı kalmıştır, az sayıda yeni
kelimeler kullanmıştır. Yazarın süsten
ve gösterişten uzak bir üslubu vardır.
Onun hikayelerini sevdiren, konularının
yanı sıra kullandığı dildir.
Günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş birçok
değerin ve mesajın yansıtıldığı, Çuval
Kütüğü’nü bir öğretmen adayı olarak
önümüzdeki yıllarda Türkçe Ders
Kitapları’nda okuma parçası biçiminde
görmek istemekteyim.”
Selda YARAR
Türkçe Öğretmeni Adayı
(Kitap Tanıtımı Çalışması
Kız
Gülü, Derleyen: Sezer Odabaşıoğlu,
Resimleyen Mustafa Delioğlu
TC
Kültür Bakanlığı
1.
Basım:2001
Okuma
Yaşı:8-12
Evlenmeye can atan üç kız kardeşten
ikisi, yoksul babalarının, kızları
kendilerine koca bulamadığı için değil
de, erkek evlat sahibi olmaya özendiği
için ağladığını öğrenince çok
bozulurlar. Oysa küçük kız, babasının bu
isteğini duyunca, hemen erkek kılığına
girer ve babasının istediği gibi Bey’e
çoban olur. Bey Oğlu, çobanı görünce
aşık olur. Onun kız olduğunu anlamıştır
ama bunu annesine bir türlü
kanıtlayamaz. Küçük kız konaktan kaçıp
eve döner. Bey Oğlu’nun, Çoban Kızı
bulabilmek için elinde bir ip ucu
vardır: Çoban Kızın ağzındaki altın
dişler… (Çok yoksul olan aile, nasıl
altın diş yaptırabiliyorsa!..)
Aytül
Akal
Yazar, Şair
Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki
“Bir
varmış bir yokmuş/ Allah’ın kulu çokmuş/
Kullar arasında yaşlı mı yaşlı/ Bir de
yoksul bir çiftçi varmış… Bu yoksul
çiftçi üç kızıyla birlikte yaşarmış.
Birbirinden güzel, hamarat mı hamarat bu
üç gelinlik kız, evde kalmaktan
korkarlarmış…”
Sezer
Odabaşıoğlu’ “Kız Gülü” adlı masal
kitabı Kültür Bakanlığı Çocuk Kitapları
arasından çıktı. Masal, yaşlı, yoksul
bir çiftçinin üç kızından, en küçüğü
olan “Çoban Kız”ın bir bey konağında
-erkek kılığına girerek- çobanlık
yapması ile bey konağındaki beyin oğlu
ile gönül ilişkisini anlatmaktadır.
Sezer
Odabaşıoğlu, çok yönlü bir sanatçı.
Öykü,masal, şiirleri dışında iyi bir
karikatürist. Uluslar arası karikatür
yarışmalarında çeşitli ödülleri var.
“Waddingtons Cartoon Awards” tarafından
onur sertifikası ile ödüllendirildi. S.
Odabaşıoğlu, “Durakta Çizgi Var”,
“Yaşayan Mizah Nasrettin Hoca” ve “Temiz
Çevre Temiz Yaşam” karikatür albümleri,
“Tekerleme Mekerleme”, “Kız Önlüğü uzun
Olur”, “Bir Avuç Tekerleme”, “Nadir Bey
Gibi Döverim Ha”, “Yeşim İle Sokak
Köpeği”, “Yeşim İle Aranan Hırsız”,
“Konuk Sevmez Konuk Zihni”, “Çuval
Kütüğü” gibi derleme, çocuk ve gülmece
öykü ve romanı var.
Karikatür, resim ya da öykü yazmak
Odabaşıoğlu için araç değil, amaç.
Malzemelerini halkın içinden seçiyor…
Öykülerinde gerçekçilik ve gözlem var.
Ayrıca çeşitli çocuk kitaplarının kapak
ve iç resimlerinde de imzası bulunuyor.
Kız Gülü
(Masal), Resimleyen: Mustafa Delioğlu,
28 S. Kültür Bakanlığı Yay. Ankara, 2001
Abdullah
Neyzar Karahan
Yazar, Şair
Bakırçay Gazetesi, Kültür-Sanat Sayfası
Nadir
Bey Gibi Döverim Ha
Sezer
Odabaşıoğlu’nun gülmece öykülerinden bir
bölümünü topladığı “Nadir Bey Gibi
Döverim Ha” adlı yapıtı beni
güldürürken hüzünlendirdi de.
İnsanlarımıza dayattığımız ve “iyi”
kılıfına soktuğumuz bir dolu yanlıştan
kimilerini ele alıyor yazar ve başarılı
bir öyküle iyi bir dille sunuyor. Eline
sağlık. (Kendi Yayını)
Bekir
Yurdakul
Yazar, Şair
Gazete Ege, Kültür-Sanat Sayfası
Bil Boya Hayvan
Bilmeceleri
Pulları var
gelin değil/ Suda yüzer kayık değil/ Elde kayar
sabun değil/Bilemezsen hemen eğil”
Sezer
Odabaşıoğlu çok yönlü sanatçı. Karikatür, öykü,
masal kitaplarından sonra, bu kez de ana ve
birinci sınıflara yönelik sekiz kitaptan oluşan
bilmeceli boyama kitabı hazırladı. Her bir kitap
ayrı bir konuyu işliyor. Onaltı büyük sayfadan
oluşuyor kitaplar. Her kitapta ondört boyama
sayfasının her birinin altında bilmece yer
alıyor. Bilmeceler çoğumuzun bildiği
bilmeceler. Yanıtları ise boyama sayfasının
içine gizlenmiş. Ayrıca sayfanın üzerindeki bir
bölümde de bilmecenin yanıtı var. Kitaplar:
“Hayvan”, “Sebze”, “Meyve”, “Eşya”, “Doğa”,
“Taşıt”, “Giyecek” ve “Organ” konularını
içeriyor.
“Gelişi aslan
gibi/ duruşu sultan gibi/ Yayılır hasır gibi/
Sürünür esir gibi”
Ana okulu ve
birinci sınıflar öğrencilerinin zevkle
boyayacağı, eğlendirici-eğitici bir kitap setini
hazırlayan Sezer Odabaşıoğlu, kitapların
resimlerini de kendi çizmiş. Kapak ve iç düzeler
de Odabaşıoğlu’na ait…
(Bil-Boya Hayvan
Bilmeceleri, 16 sayfa,22x30cm. kitap boyu, Tudem
Yayınları)
Abdullah Neyzar
Karahan
Şair, Yazar
Bakırçay Gazetesi; Kültür- Sanat Sayfası
ZEMHERİ
ZÜRAFASI
Öykü kitabı, 112 Sayfa, birinci basım
Yazarı: Sezer Odabaşıoğlu
Sezer Yayınları
Kapak resmi ve tasarımı:
SezerOdabaşıoğlu
Odabaşıoğlu’nun Zemheri Zürafası isimli kitabı 9 yaş ve üzeri için
yazılmış. Sezer Yayınlarından çıkmış ve kitabın
soğuk kış günlerini resimleyen çok güzel bir
kapağı var.
Bu kitapta beş
öykü bulunuyor. Öyküleri okuyunca çocukları çok
seven, onları iyi tanıyan öğretmen Sezer
Odabaşıoğlu’nu hemen tanıdım ve onu biraz daha
sevdim. Öyküler son derece akıcı bir dille
yazılmış, insan sayfayı nasıl çevirdiğini
anlamıyor bile. Okurken kimi zaman neşelendim,
kimi zaman içim acıdı. Bu arada yazarın bazı
deyimleri yerinde kullanması da ilgimi çekti.
Bu, Sezer Odabaşıoğlu’nun Türkçenin zenginliğini
yansıtması bakımından kaleminin zenginliğini
gösteriyor.
Bu öykülerden
Zemheri Zürafası isimli öykü, Yusuf adında
dördüncü sınıfa giden yoksul bir çocuğun yaşam
koşullarının acı ve hüzünlü gerçekliğini
anlatıyor. Başaran isimli okul arkadaşının
annesi Yusuf’a giysi ve ayakkabı yardımı
yapıyor. Hava soğuktur, ama çocuğun üstü başı
dökülmekte, ayakkabısı su almaktadır. Çocuk bu
yardıma sevinir ve evine gider. Fakat işsiz ve
düşüncesiz bir adam olan babası bunları satar.
Havanın daha da soğuk olduğu bir günde Yusuf,
Başaran ve annesi Afitap Hanımla karşılaşır.
Üstü başı yine eskisi gibi döküldüğü için
tedirgindir ve hemen onların yanından uzaklaşmak
ister. Ama Afitap Hanım çocuğu fark eder ve yine
neden böyle ince giysilerle dolaştığını, verdiği
paltoyu, ayakkabıları neden giymediğini sorar.
Çocuğun daha önce giyildiği için bu giysileri
giymediğini sanır ve ona çıkışır, sinirlenir,
sözleriyle onu sıkıştırır. Ona “Ne bu hâl böyle
Yusuf, zemheri zürafasına dönmüşsün yine!” der.
Zemheri zürafası deyimi bir gerçekliği anlatsa
da çocuğun içini acıtır, onu kırar. Yusuf, önce
durumu kadından gizler ve babasının o giysileri
bayramda giymesi için sakladığını söyler. Sonra
da Afitap Hanım onu daha da sıkıştırtırınca
gerçeği açıklar: Babasının o giysileri satıp
kendine harçlık yaptığını söyler. Afitap Hanım
“Böyle babaya yazıklar olsun!” der ve çocuğu
alıp çarşıya, ona yeni ve kalın giysiler almaya
götürür.
Bu öykü, her ne
kadar yoksulluğun özünün sistemde olduğunu
duyumsatmasa da; tembel, sorumsuz ve düşüncesiz
bir baba ile iyi niyetli ama sorularıyla ya da
zemheri zürafası gibi benzetmeleriyle kasıtlı
olmadan da olsa biraz incitici olan bir kadın
arasındaki çocuğun sıkışmışlığını anlatması
bakımından oldukça anlamlıdır. Ben bu öyküde
yoksulluğun acı gerçekliğinin yanı sıra
sıkışmışlığı gördüm ve çocuk psikolojisinden çok
iyi anlayan Sezer Odabaşıoğlu da bunu çok iyi
anlatmış. Öyküyü okuduktan sonra içim acıyarak
“Dilerim hiç kimse, özellikle hiçbir çocuk
zemheri zürafası durumuna düşmez.” dedim.
Diğer öykülerden
24 Kasım Ayakkabısı isimli öykü,
Öğretmenler Gününde öğretmenlerine daha iyi
ayakkabı almak isteyen çocuklar karşısında
öğretmenin gururunun zedelenişini, yine üstteki
kadar incitici olmasa da bu kez bir öğretmenin
sıkışmışlığını anlatıyor.
Beslenme Çantası, sorumsuz, rahatına düşkün bir annenin çocuğunu zor durumda bırakışını;
Sınav Resimleri resme çok yetenekli bir çocuğun sınav öncesi bilmeden arkadaşlarına
resimlerini dağıttığı için zor durumda kalışını,
Sarı Menekşe Bataklığı
ise, bataklığa sarı menekşe toplamaya giden
çocukların maceralarını, onların tatlı
yaramazlıklarını, akıcı ve neşeli bir üslupla
anlatıyor.
Son söz; kitap son derece akıcı, eğitici,
düşündürücü ve eğlendiricidir. Sezer
Odabaşıoğlu’nun yüreğine, kalemine sağlık olsun.
29 Mart 2008,
Edebiyaçılar Derneği İzmir Temsilciği- Kış
Kitapları, Kitap Tanıtımı Programı
Sunum: Oya USLU
Yazar
EKMEKTEKİ
PARA
Öykü kitabı, 80 Sayfa, birinci basım
Yazarı: Sezer Odabaşıoğlu
Sezer Yayınları
Resimleyen:SezerOdabaşıoğlu
Ekmekteki Para
adını görünce duraksadım. Ekmek parası, demek
istedi de basım yanlışı mı oldu, diye. Okudukça
dahası kitaba adını veren öyküye gelince aldım
sorumun yanıtını. Doğrusu sıkça çocuklaşsa da
yüreğim ekmekteki para oyununu duymamıştım.
Kalemini tanıdığım bir kalem eri Sezer
Odabaşıoğlu! Salt kalemini demek de emeği yok
saymak olacağından çoğaltmalıyım bunu…
Çizgilerini de bildiğim bir kalem emekçisi,
diyerek tamamlamalıyım. Kaç çocuk kitabımı
resimlediğini düşledim durduk yerde. Emeğimi
emeğiyle çoğaltarak çocuk öykülerimin
içeriklerini renklerle beslediğini…
Bu
yapıtı resimleyenin de kendisi olmasına
şaşırmadım. Öyle ya yoğunlaşıp kaleme aldığı
metinleri aynı yoğunlukla resimlemek ayrı bir
keyif olmalı. Kimi bir öyküyü ya da masalı
yazmaya başladığımızda düşmez mi belleğimize
resimler? Ne ki resimleyenin belleğine de
düşmesini dileriz onların. Sevgili Odabaşıoğlu
bu anlamda şanslı.
Önce
kapaktan başlamalıyım. Çarpıcı ve uyumlu bir
renk şenliğine çekildim kapakta. Bir bu yapıtta
değil diğer yapıtları için de aynı sözleri
yineleyeceğim. Özenli bir baskı. Kaçıncı yapıt
olduğunu sayma olanağım yok. Çünkü bereketli
toprakların çocuğu Sevgili Odabaşıoğlu
Öğretmenim! Toprakları denli de verimli bir
kalem eri. Öyle ya, 7 kitabı aynı anda
yayımlandı. Bu çıkışıyla olumlu anlamda şaşırttı
bizleri. Uzunca sayılabilecek denli görünürlerde
yoksa üretme sancısı içindedir, anlıyoruz artık.
Bu kez de öyle oldu.
Yazının birçok dalında ürün veren bir yazar
Sezer Odabaşıoğlu. Onu ilk önce Yeşim
serisiyle tanıdım. Ardından Çuval Kütüğü,
Nadir Bey Gibi Döverim Ha ve diğerleri
geldi. Nasrettin Hocanın topraklarından beslenen
bir kalem olduğunu imleyen ürünleri ve karikatür
alanındaki çalışmaları da bu özelliğinin
yansımasıdır, diye düşünüyorum.
Ekmekteki Para
yapıtı altı öyküden oluşuyor. Öykülerin hepsinde
ötekine çeviriyor aynasını. Günümüz çocuklarının
hay huyları arasında görmezden gelinen yoksul
çocukların yaşamlarını anlatıyor. Genellikle
birinci tekil kişi konuşuyor. Ben anlatımlı
olaylarla örüyor öykü nakışını. Konular öylesine
sıradan yaşamların içinden seçilmiş. Bu örgü
Gizli Sınav öyküsüyle başlıyor. Alın teriyle
yaşamını sürdürmek durumunda olan çocukların
yaşamla yüzleşmelerine tanıklık ediyor okur. Yer
yer basım yanlışları ve uzun sözcüklerden oluşan
tümcelere karşın önemli bir toplumsal yaranın
altını çiziyor yazar.
Lâstik ayakkabıları
günümüz çocuklarından kaçı bilebilir? Yokluğun
yoksunluğun koynunda yaşayan, çoğu onu bile
bulamayan çok çocuk gördüm Anadolu’daki
görevlerim sırasında. Bugüne ve hemen yanımızda
yöremizde demek istediğim. Yine Anadolu’da çok
çocuklu ailelerin çocuklarının kimliği değil mi
bir anlamda Ercan? Kunduracı bir baba bile ancak
büyüdüğünü ayrımsadığında ona ayakkabı yapmayı
akıl edecektir. O güne gelinceye değinse
kalabalıktan biridir oğlu. Dahası çocuklarının
giderlerini düşürebildikleri oranda hoşnuttur
anne baba yaşamlarından. Onların büyüdüğünü
ayrımsamanın sevinciyle, omuzlarındaki ağırlığın
artmasının kaygısı yan yanadır ailede. Dahası
sevinci gölgeler içlerinde büyüttükleri kaygı…
Dolma Kalem
öyküsünde de altı üstü bir dolma kalemin bir
çocuğun yaşamını ne denli ayrıcalıklı kıldığını
görüyoruz. Şaşkınlıkla büyüyen sevince
boğduğunu… Özellikle bu öyküde yazarın anılar
yolculuğundan damıttıklarının kokusu yayılıyor
tümceler arasına. Sevgili Odabaşıoğlu yaşam
penceresinden başını uzattığında değişmeyen
renkleriyle hâlâ o dolma kalemi görüyor.
Özellikle orta okul öğrencilerinin de şapka
giydikleri döneme taşıyor bizi. Yüreğindeki ve
belleğindekiler ne olursa olsun kenarı şeritli
bir şapkanın ergenlik dönemindeki bir çocuğun
duruşunu dikleştirdiğini bilmeyenimiz var mıdır?
Özellikle şapkayı gözlerine değin indirmenin
insan ruhunda geliştirdiği desteğin ölçüsü
azımsanabilir mi?
Dolmakalem öyküsünde ayrıntıların öykünün
görselliğini arttırdığını söylemeliyim. Evet
evet resimleri içinde bir öykü bu! Nerede mi?
Elbette sözcükler arasında gizli… Kimi Ercan’ın
gülümsemesiyle gösteriyor yüzünü. Yeniden
yitiveriyor bin hüzünle…
Ekmekteki Para
yapıta adını veren öykü. Burada da yazar,
yöresel alışkanlıkları, gelenekselleşen
öğretileri bir sonraki kuşağa aktarma görevi
yapıyor. Bunu önemsiyorum. Çünkü değişen ve
giderek acımasızlaşan yaşam koşullarıyla nice
değerlerimizi yitirdik. “Söz uçar, yazı kalır”
söylemine yaslanarak, yazarın bu anlamda önemli
bir sorumluluk taşıdığını düşünüyorum.
Gülnaz’ın Ablası Binnaz
öyküsünde de yine kırsal bölgede yaşayan
çocukların önemli bir yarasına parmak basıyor.
Özellikle kız çocuklarının ergenliğin
eşiğindeyken kocamandan sayılarak her işe
koşuldukları bilinen bir gerçek. Okula
gidenlerse, çelimsizler; yani ağır işlere
gönderilemeyenlerdir genellikle… Bu öyküde
yetişkinin kararıyla ötelenen Binnaz acısını
kardeşinden çıkarmaktadır. Gülnaz neyin bedelini
ödediğini bilemese de işe yarar Binnaz’ın
tepkisi. En çok anı-öykü kokusu aldığım
öykülerden biri bu öykü. Eğitimci bir kalem eri
olduğunu bildiğimden şaşırmadım
duyumsadıklarıma. Ben anlatımlı olmasaydı da
böyle düşünür müydüm sorusunu bile sordum
kendime.
Sepet öyküsünde de yine özellikle erkek çocukların direngen
olması istenir Anadolu’da. Bunun için de
taşıyabileceğinin üzerinde yüklenilir onlara.
Erkek kimliği yaşamın her anında önünde koşar.
Çocuksa ona giydirilen bu kimlikten geri
kalmamak adına direnir. Ne ki bir kırılma
noktası yaşayabilir her şeye karşın. Çocukluğu
öne geçer böyle zamanlarda. Sepette bunu
gözlemliyoruz. Hakkı bu çocukların simgesidir.
Çözümü de doğaldır ki kendi yöntemleriyle
bulacaktır.
Anadolu’ya, kırsala bir pencere aralıyor Sezer
Odabaşıoğlu. Çoğu yaşanmışlıkların izini
sürdüğünün imini veriyor bir bir öykülerde.
Okumalı ve okutmalı bu öyküleri. Okunmalı ki,
kent çocukları yaşamın arka bahçesini
tanıyabilsinler…
Kaleminize sağlık Odabaşıoğlu Öğretmenim!
İçinizdeki çocuğun sesi kısılmasın…
KIBATEK- Sezer Odabaşıoğlu- Kitap Tanıtımı
Programı
Sunum: Zübeyde Seven Turan
03/Nisan/2008